Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Aslolan Yoldur – Çeliğin Güncesi

Sokağın köşesine henüz gelmişti ki, BEYAZ TOROS sert bir fren sesiyle durdu önünde.Kısa ve kilolu adamla birlikte yüzünü göremediği birisi daha boynundan ve kollarından tutup ,onu arabaya bindirmeye çalıştılar. Direndi ama nafile...

Vaiz Adıgüzel

….Burnunun deliklerinden girip ciğerlerine kadar işleyen rutubet kokusuyla uyandı yine bu sabah. Gözlerini, nemden boyası dökülmüş tavanın çatlak sıvaları arasında gezdirdi bir süre.Yatak soğuk ve ıslaktı.Bu lanet olası evden kurtulamamıştı bir türlü.Bedeninin sıcaklığıyla biraz da olsa ısınmış olan yatağın bu kısmına hapsolmuş gibi hissetti bir an.
Saat dokuzu geçiyordu ve bir an evvel yataktan çıkıp o donuk suratlı ama bir o kadar da sıcak bakışlı kadının, namıdiğer Dinazor İlksen’in dersine yetişmesi gerektiğini hatırladı. Hızlı ama çokta acele etmeden giyindi ve çantasını sırtlayıp çıktı evden.Evden çıkarken çarptığı kapı yerinde duruyor mu diye merak edip döndü ve kapıya baktı.Gülümsedi kapının o ayakta zor duran haline.
”İnsan, öyle sizin bildiğiniz gibi sadece düşünen ,konuşan ve sırf bu yüzden diğer canlılardan daha üstün olduğunu düşündüğünüz bir varlık değil. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik, alet yapabilme ellerini kullanabilme becerisidir” diyerek başlamıştı derse Dinazor İlksen.
-Sen! Kalk bakalım.Hazır mısın?
-Hazırım hocam.
-Evet seni dinliyoruz.Neymiş bakalım geçen ders bahsettiğin ama ders bitimine denk gelen o gerçek?
-İnsan,hocam…Diğer canlılarla kıyaslanarak anlam yükleyebileceğimiz ve bu yolla yaşamın içinde yüce bir mertebeye koyabileceğimiz bir varlık değil demiştim.Hala da aynı şeyi düşünüyorum. İnsanı egosundan sıyırıp,evrenin ve doğanın sahibiymiş gibi düşünmeden değerlendirmek gerek. Evet bir karıncadan daha güçlü, bir filden daha zayıftır insan ve yine bir örümcekten daha yeteneksiz, bir tilkiden daha az kurnazdır… Böyle düşünürsek, insanı asla kendi başına değerlendirmek mümkün olmaz. İnsan insandan daha mükemmel, insan insandan daha kusurlu ve insan insandan daha iyi ya da kötüdür. İnsanın insanla savaşından yenilgisiz çıkan insan üzerine konuşulmalı ve öyle değerlendirmeliyiz insanı.
-Evladım,felsefe evren kadar sonsuz bir bilim.Elbette bu dediklerinde haklı olabilirsin ancak yaşama değmeyen fikirler doğar doğmaz ölürler.
-İnsan ölümlüyken fikir neden ölümsüz olsun ki hocam?
-Ah evladım ah!
…..
Sırtında çantası,elinde kitap fuarından aşırdığı yeni kitaplarıyla sokağın içine doğru ilerliyordu.Bir süredir kendisini takip eden beyaz otomobil gah yavaşlıyor gah hızlanıyordu onun adımlarına uyarcasına. Gitgide tedirgin olmaya ve terlemeye başlamıştı. Ne yapması gerektiğini bir türlü kestiremiyordu. Koşup sokak aralarında izini kaybettirmeyi mi denemeliydi, yoksa ter içinde ve biraz da titreyen bedenini saran korkuyu gizlemeye çalışarak yoluna devam mı etmeliydi? Bir sigara yakıp adımlarını hızlandırdı. Ne demeli, neyi inkar etmeliydi? Her ne olursa olsun nasıl susmalıydı?
Ayakta zor duran kapıdan eve girmesine birkaç adım kalmıştı ve bu kapıya bu kadar yakın olduğuna hiç bu kadar sevinmemişti. Kapıdan içeri, son gücünü kullanarak girdi ve girer girmez kendini yere atıp, sırtüstü uzandı. Dakikalarca nemli çatlak tavanı izledi durdu. Bir an aklına beyaz otomobil geldi. Çantasını sırtından çıkarıp pencereye doğru yöneldi. Sigara dumanından ve kirden, soluk benizli bir veremlinin ten rengine dönmüş perdeyi aralayıp dışarı baktı. Oradaydı… Beyaz olmasına rağmen dünyanın en çirkin ve en soğuk haline bürünmüş o araba orada, bakkalın önüne park etmiş duruyordu. İçinden inen ve kendisine yaslanmış şişman, kısa boylu adama kur yapan bir kadın gibi duruyordu BEYAZ TOROS…
”Yoldur aslolan.
Uzun ya da kısa,düz ya da engebeli,
Çamur,çaylak,çukur ,yokuş…
Her ne olursa olsun,
Aslona yoldur.
Yolcu,gözleri dört açılmış başlamalıdır yola,
Sonra kör olmalıdır.”
….
Böyle diyordu aşırdığı kitaptaki şair.
Karnı acıkmış,hayli de üşümüştü. Demliğe su doldurup ateşe koydu. Eee kaçak çay gibisi var mıydı? Suyun kaynamasını beklerken, Narin düştü aklına. Ah sevdiğim ah! Ah benden habersiz benim olan yar… O şiiri gözlerine bakarak okumadan yolun sonuna varmayacağım.

İçine işleyen rutubet ve soğuktan kurtulmak istercesine üst üste yudumluyordu çayını ve de sigarasını. Ah Narin,ah güneş bakışlım…Şimdi bu kadar uzakta olmanın gereği neydi söyle bana? İnsanın kendisiyle savaşı yetmiyor gibi bir de bu mesafelerle ve zamanla savaş…

Uyandığında, soğuktan kaskatı kesilmiş bedenini hissetmez gibiydi. Saate baktığında,bir an evvel evden çıkmazsa sınava geç kalacağını farketti. Apar topar çıktı evden.Kapıyı o kadar sert çekmişti ki kapı yarı açık,duvara yaslanmış bir sarhoş gibi öylece kalakalmıştı. ”Olacağı buydu ” diye söylenip gülümsedi ve hızlı adımlarla bakkala doğru ilerledi.
-Günaydın Mahmut abi. Bir kısa Samsun verir misin?
-Günaydın Zana. Oğlum bak dikkatli ol. Bunlar seni sürekli takip ediyor. Ne olacak bu iş böyle?
-Aslolan yoldur Mahmut abi.
-…….
Sokağın köşesine henüz gelmişti ki, BEYAZ TOROS sert bir fren sesiyle durdu önünde.Kısa ve kilolu adamla birlikte yüzünü göremediği birisi daha boynundan ve kollarından tutup ,onu arabaya bindirmeye çalıştılar. Direndi ama nafile… Var gücüyle: ”Adım Zana Yılmaz. Göz altına alınıyorum” diye haykırırken, sigarası düştü ağzından.
…..
-Söyle ulan!Narin,İbrahim,Hasan,Mehmet ve Aydın neredeler?
-…..
-Bak oğlum .Bu yol yol değil.Söyle neredeler? Yazık olacak sana!
-Aslolan yoldur!
-Başlatma lan yolunu yolağını pezevenk! Söyle!
-Çamur ,çaylak,çukur, yokuş…
_Ne diyor lan bu şerefsiz?
-Aslolan yoldur.
_Bak söylersen kurtulur,okulunu okursun adam gibi. Hem sana yeni ev de tutarız tertemiz,sıcacık.
_Narin…
_Evet Narin..Nerede şimdi söyle! Hadi koçum.
_”Yolun sonu ey yar!
Işıklar içinde bir cennet bahçesi.
Görüyorsun değil mi?
Çiçekler içinde bu yolun sonu,
Bahar elbette sevdiğim.
Tomurcuklar patlayacak, kuşlar yumurtaya duracak,
Yağmur ile toprak sevişecek,
Biz (o)öleceğiz.”

-Ne diyor lan bu piç?Sık kafasına!

Kulaklarına dolan çeliğin sesi ve burnunu dolduran kanın sıcaklığıyla toprağa düştü yüzü.”İnsan kendisiyle verdiği savaşta yenilmeden ölmez ” diye mırıldandı son soluğunda.
Ve tarih sayfalarına bir not daha düştü: ”Aslolan yoldur.”

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.