Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

31 Mart Sadece Kayyumlarla Hesaplaşma Mı?

"Dolayısıyla AKP; halkı etrafında konsolide etmek için en önemli kaynağı olan rantı kaybederek yalnızlaşacak, çevresindeki AKP maskesi takanlar çil yavrusu gibi dağılacaktır."

Gökhan Özer 31 Mart Yerel seçimlerinde dair yazdı..

Gökhan Özer

 7 Haziran seçimlerinde muhalefet açısından alınan iyi sonuçlar, Batı illerinde muhalefetin tüm alanlarının daraltılmasına, Kürt illerinde ise kirli ve özel savaş konseptlerinin devreye sokulmasına yol açtı.

BM raporuna göre o süreçte Kürt illeri sistematik bir biçimde yerle yeksan edildi. “Toledo gibi yapacağız” cümlesi aslında suçun kabul edilmesiydi. 30’u aşkın Kürt ilinde 2000 kişi yaşamını yitirdi, 335 bin ile 500 bin arası Kürt yerinden edildi. Yıkılan yerler kamulaştırıldı. 100 bini aşkın kamu görevlisi, 10 bini aşkın öğretmen ise herhangi bir hukuki süreç işletilmeden kamudan tart edildi. DBP’li belediyelerin tamamına kayyum atandı. Çözüm sürecinde rezervde tutulan militarizm, tüm imkanlarını seferber ederek tekerrür etti.

Bu keşmekeş hava Batıya’da sirayet etti. Barış akademisyenleri, hukukçular, gazeteciler, yazarlar, aydınlar tutuklandı. Siyasi parti ve STÖ’lere dönük gözaltılar arttı. HDP eş genel başkanları, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları, meclis üyeleri, il-ilçe eşbaşkanları, yöneticiler ve üyeleri tutuklandı. 7 Haziran’a kadar açılan mevziler, toplumsal örgütlenme ve hareket alanları daraltıldı.

Bu sekansın akabinde Türkiye halkları iki defa sandığa gitti: 17 Nisan Referandumu ile 24 Haziran Genel Seçimleri.

İktidar cephesinden baktığımızda; 16 senedir tek başına iktidar olabilen AKP, MHP’yi yanına çekip “Cumhur İttifakı”nı kurmasına rağmen, Cumhurbaşkanlığını kazanmak dışında istediğini elde edemedi. Referandumda ki şaibeli zafer de, 24 Haziran Seçimlerindeki göreceli zafer de, “pirus zaferi” idi.

Jenoside varan uygulamalarla yıldırmaya çalışılan 6 milyon oyun iradesi HDP’yi ve demokrasi güçlerini terörize ederek, yok sayarak yıldırma çabalarına halk 8 Mart’ta, Newroz’da, 1 Mayıs’ta alanları hınca hınç doldurarak cevap verdi.

“Faşizmin kurumsallaşma süreci” olarak nitelenen bu süreçte, her nevi baskı aracı ve düşmanlaştırma siyaseti komplikasyon yaratmış olacak ki, AKP/MHP ittifakı iki seçimden de halk nezdinde yenilgi ile çıktı.

Halk iki defa Tayyip Erdoğan ve AKP/MHP rejimi ile hesaplaştı ve gereken cevabı verdi.

Ancak asıl yüzleşme 31 Mart Yerel Seçimleri’nde gerçekleşecektir. Yerel seçimler zikredildiği gibi sığ olarak kayyumlarla yüzleşme değil, özelde 7 Haziran’dan bu yana OHAL, sıkı yönetim ve KHK’ler yardımıyla cehenneme çevrilen 4 senelik sürecin, genelde de 17 senelik sürecin hesaplaşmasıdır.

Behemehal toplumu kutuplaştırarak arkasındaki halk desteğini fanatikleştirmeye çalışan, uluslar arası egemen güçlerle konvansiyonel bir şekilde hamasi söylemler uydurup halkın ağzına bal çalan, şoven yaklaşımlarla milliyetçi duyguları kaşıyan sekter yapıya verilecek en değerli cevaptır 31 Mart.

Peki neden 31 Mart?

Çünkü belediyeler en küçük yerleşim yerlerinde dahi kamu hizmetlerini gören örgütlerdir. Dolayısıyla halka direkt hitap edip, hizmet götürebilen en önemli kurumlardır. Bu yüzden yerel seçimler siyasiler için laboratuvardır, halk ile dolaysız temas sağlama imkanı vardır. Sonradan iktidara gelmiş ve uzun süre iktidarda tutunmuş siyasetçilerin bir çoğuna baktığımızda belediye geçmişlerini görürsünüz, çünkü halk yerel yönetimlerde edindiği kanaatini kolay kolay değiştirmemektedir.

Mamafih, AKP’yi bir arada tutabilen en önemli olgu, rant olgusudur. Hepimiz biliyoruz ki; aslında AKP’li olmayıp, rant için konspiratif yaklaşımda bulunanların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır.

Dolayısıyla AKP; halkı etrafında konsolide etmek için en önemli kaynağı olan rantı kaybederek yalnızlaşacak, çevresindeki AKP maskesi takanlar çil yavrusu gibi dağılacaktır.

Genelde 2002’den, özelde 7 Haziran’dan bu yana bir şekliyle rejimin nobranlığını yaşamış, pejoratif söylemlere hedef olmuş, terörize edilmiş; veyahut bunların hiçbirini yaşamadığı halde bu düzenden rahatsız olan insanların önündeki en büyük imkan 31 Mart’tır.

Tabi ki bu seçim ile birlikte AKP gitmeyecektir. Ancak rant kapısı elinden alınacağından yavaş yavaş ANAP’a dönüşecek ve ilerleyen dönemde ismi bile zikredilmeyecektir.

31 Mart kayyumları def etmenin yanı sıra, böyle tarihi bir seçim ve önemli bir eşik olduğunu unutmayarak, bu seçimin matematiksel analizlerinden sıyrılıp geçici mevzi değil, devrimci bir kazanımın nasıl sağlanacağı konusunda tespitler yapılmalıdır.

İçerde halka “millet bahçesi”nden başka bir argüman götüremeyecek kadar, dışarda da “Fırat’ın doğusu”ndaki hayalleri yıkılacak kadar tıkanmaya yaşayan AKP’nin rant musluğu da “atlet tıkamak suretiyle” kapatılmalı ve 1 Nisan’dan itibaren çöküşünün startı verilmelidir.

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.