Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Cemil Kırbayır’ın kardeşi Cumhurbaşkanı’na seslendi; Abimi idam edin, edin de cenazesini verin

YAZIYOR- Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır Cumhurbaşkanı’na seslendi; “Madem benim abim suçluydu, abimi idam edin, idam edin de cenazesine ulaşalım” diyerek kayıpların ortaya çıkarılmasını istedi.

Cumartesi Anneleri 710’uncu kez kayıplarının akıbetini sormak ve faillerinin yargılanmasını istemek için bir araya geldi. 10 haftadır Galatasaray Meydanı’na girmeleri engellenen Cumartesi Anneleri bu hafta da Çukurçeşme sokakta bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde açıklama yaptı. Açıklamanın yapıldığı sokak bu hafta da yoğun polis ablukasına alındı. Eyleme HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Oya Ersoy, CHP Milletvekili Ali Şeker ve oyuncu Nur Sürer de destek verdi.

710’uncu haftada, 1994’de Dersim’in Hozat ilçesinde askerlerce kendilerine kılavuzluk etmeleri için evinden götürülen ve kendisinden bir daha haber alınamayan Nazım Gülmez’e ne olduğu sorularak faillerin yargılanması istendi.

 ‘Bulacağız dediler’

Açıklamada konuşan 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır 38 senedir Cemil Kırbayır’ı aradıklarını söyleyerek “Bu ateşten gömleği giydirdiler. Annem buralara kadar geldi yavrusunu bulmak için Erdoğan’la bile görüştü. ‘Bulacağız’ dediler biz sadece kayıpların kemiklerini istiyoruz biz kimse ağlamasın diyoruz” ifadelerini kullandı.  Israrla “Cemili ne yaptınız?” diye soran Kırbayır Cemal Kaşıkçı haberlerini izlerken “Kaşıkçı için paramparça ettiler deniyor. Ben o haberleri izledikçe benim abimi de öyle mi yaptılar” diye aklından geçtiğini ve acılarının katmerleştiğini söyledi.

‘Bize toprağı yasaklıyorlar’

Sokağı ablukaya alıp kendilerinin Galatasaray Meydanı’na gitmesine izin vermeyen kolluk kuvvetlerine seslenen Kırbayır “Bizim derdimiz polislerle değil, sizinle değil. Devlet nasıl kaybettiyse Cemil’i, Cemilleri, versin bize” dedi. Cemil Kırbayır’ı kendileri polise teslim ettiklerini aktaran Kırbayır “Pişmanız. Cenazesini alamıyoruz” dedi. Abisi Cemil Kırbayır’ın o dönem kendilerine söylediği  sözleri aktaran Fatma Kırbayır “Abim adalet yerini bulacak. Devrimciler ölmez bu bir fikirdir derdi.  Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; abim devrimciydi. Madem abim devrimcilik yaparak suç işledi, idam edin. İdam edin de cenazesini verin bana. Mezarı yok abimin, bir kardeş için çok zor bu. Bize bir toprağı yasaklıyorlar” diye konuştu.

Kırbayır son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslenerek “Senin kimsen ölmedi mi? Bu anaları gördükçe içim parçalanıyor” dedi ve kayıplar çıkarılana, sorumlular yargılanana kadar vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

 ‘21’inci yüzyılda mezar istiyoruz, utançtır’

Ardından gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç söz alarak  “23 yıldır mücadelesini veriyoruz. 23’üncü yılda utanç mücadelesi veriyoruz, insanlığa karşı suça insanca cevap veriyoruz. İnsanlar öldürmesin, kaybedilmesin, gömülme hakkına sahip olsun diye buradayız biz” diye konuştu.

Sürdürdükleri mücadeleyi 4’üncü kuşağın devraldığını sözlerine ekleyen Karakoç, “Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız biz vazgeçsek de insanlık tarih vazgeçmeyecek. Biz anlımızın akıyla yaşayacağız, sizler de utancınızla… Sizler yarın çocuklarınızın yüzüne bakamayacaksınız” şeklinde konuştu.

“Biz defnetme hakkımızı istiyoruz 21’inci yüzyılda insanlar “mezarımızı istiyoruz” diyor ama yetkililerden cevap yok anneler ziyaret edebilecekleri bir mezar istiyor bir devlet bu kadar gaddar olabilir mi? Eğer Türkiye ise evet olur” diye Karakoç mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

‘Ülkeyi yönetenler görevlerini yapmak yerine sesimizi bastırmaya çalışıyor’

Bu haftaki açıklamayı İHD üyesi Sebla Arcan okudu. Arcan “Gözaltında kaybedilişinin 24 yılında Nazım Gülmez için adalet istiyoruz” diye başladığı sözlerinin devamında 710 haftadır gözaltında kaybetme suçunun görülür, sorumluların hesap verir olması için meydanlarda olduklarını söyledi.

Arcan “710 haftadır devlete, bu topraklarda yüzlerce insanın güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra ‘ortadan kaybolması’ ve ‘muhtemel yargısız infazına’ ilişkin tüm bilgileri açıklama ve sorumluları cezalandırma görevini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz” diyerek yönetenlerin görevlerini yapmak yerine seslerini bastırmaya çalıştıklarını ifade etti.

Arcan sözlerinin devamında “Adalet talebimize, hukuk devleti talebimize karşı gaz bombalı, kalkanlı, ağır silahlı polisler konuşlandırıyorlar. Kayıplarımızı unutmamızı istiyorlar, unutmayacağız! Adaletin tesis edildiği, herkes için hukuki güvenliğin sağlandığı demokratik bir Türkiye talebimizden vazgeçmemizi istiyorlar, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

 Nazım Gülmez’in kaybedilme hikayesi

Nazım Gülmez’in kaybedilme hikayesi ise şöyle; 61 yaşındaki 9 çocuk babası Nazım Gülmez Dersim/Hozat/ Taşıtlı köyünde yaşıyordu. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Nazım Gülmez, çevresinde sevilen, sayılan biriydi.

14 Ekim 1994 tarihinde bölgede operasyon yapan Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerler Taşıtlı köyüne geldi. Askerler Nazım Gülmez’ den arazide kendilerine kılavuzluk etmesini söyleyerek evinden alarak götürdü. Gülmez ile birlikte üç köylü daha götürüldü. Olaya muhtar ve bütün köylüler tanıklık etti.

Askerlerin Gülmez ile birlikte aldığı üç kişi bir süre sonra serbest bırakıldı ve köye döndüler. Ancak Nazım Gülmez’den bir daha haber alınamadı.

Askeri yetkililerin eşini soran Garip Gülmez’e cevabı; “Askerler Tunceli merkeze götürüp bırakmış” oldu. Nazım’ın eşi Garip Gülmez’in “Okuma yazması olan, yol iz bilen biriydi, bırakılsaydı eve gelirdi” itirazı karşılıksız kaldı.

Gülmez Ailesi Hozat Savcılığına başvurdu. Dosya Hozat Savcılığı, Elazığ Askeri Savcılığı ve Malatya DGM Savcılığı arasında gidip geldi. Savcılıkların olayın aydınlanması için gereken çaba ve özeni göstermemesi nedeniyle dosyada herhangi bir ilerleme sağlanamadı.

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.