Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Emine Ocak: Galatasaray Benim Çocuklarımın!

730'uncu kez kayıpları için bir araya gelen Cumartesi Anneleri bu hafta 1995 yılında gözaltına alınarak işkence ile katledilen Hasan Ocak için buluştu.

Cumartesi Anneleri  730’uncu haftalarında 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alınan ve gözaltında işkence ile katledilen 30 yaşındaki Hasan Ocak’ın akıbetini sormak ve adalet istemek için buluştu.  Galatasaray Meydanı’nına girmeleri engellenen Cumartesi Anneleri bu hafta da kayıpları için Çukurçeşme sokakta bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) binası önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylem polis ablukasında gerçekleşti. Hasan Ocak’ın akıbetinin sorulduğu oturuma, ilerleyen yaşına rağmen Ocak’ın annesi Emine Ocak da katıldı.

Anne Ocak: Galatasaray Benim Çocuklarımın

Emine Ocak yaptığı kısa konuşmada Galatasaray Meydanı’nın kendileri için nasıl bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak “Galatasaray benim çocuklarımın, evlatlarımın, işkence ettikleri kardeşlerimizin, çocuklarımızındır” dedi.

730’uncu oturumda konuşan, Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ise: “Gözaltında kaybetme suçunu işleyenlere, bunu örtenlere, sesleniyorum, utanın; utanmak insana ait bir duygudur. Bu duyguyu kaybetmeyin, çünkü kaybettiğinizde insanlığınızı kaybedeceksiniz” dedi.

‘Hasan bizim evimizin gül yüzlü çocuğuydu’

Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak şunları söyledi: “Hasan bizim evimizin gül yüzlü çocuğuydu. Bizim bir mezarımız var, 58 gün sonra, tırnaklarımızla kazıya kazıya bulduğumuz bir mezarımız var. Ama o mezar sanki Hasan’ın değilmiş gibi geliyor bize. Çünkü biz ilk başladığımızda; ‘Son mezar bulunana kadar’ demiştik. Şimdi ise diğer kayıp yakınlarımızın, ailelerimizin bir mezar yeri olmadığından ve gerçek bir ceza adaleti sağlanmadığından yasımız bitmiyor, Galatasaray bizim mezar yerimiz olmaya devam edecek.”

‘Hukuk ve İnsanlık Dışı Uygulamalarınıza Son Verin’

Bu haftaki basın açıklamasını kayıp yakınlarından Besna Tosun okudu. Tosun 730 haftadır kayıplarını aradıklarını, faillerinin yargılanmasını istediklerini belirterek bu taleplerinin engellendiğini ve Galatasaray’ın kendilerine yasaklandığını vurguladı. Tosun devleti yönetenlere seslenerek “Hukuk dışı, vicdan dışı, insanlık dışı söylem ve uygulamalarınıza son verin. Anayasadan ve evrensel hukuktan kaynaklanan haklarımıza saygı gösterin” dedi.

Hasan Ocak’ın Hikayesi

“730. haftamızda Emine Ocak’ın ‘Hiçbir güç evladı için adalet arayan bir anneyi susturamaz. Oğlum için, tüm kayıplarımız için susmayacağım!’ ısrarına eşlik etmek için buluştuk” diyen Tosun Hasan Ocak’ın gözaltında katledilme hikayesini anlattı;
Sosyalist kimliğiyle bilinen 30 yaşındaki Hasan Ocak İstanbul/Avcılar’da yaşıyordu. 21 Mart 1995 tarihinde annesini arayarak, akşam için yemek hazırlamamasını kendisin balık getireceğini söyledi. Hasan ne o akşam ne de sonrasında bir daha eve gelemedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında tutulan iki kişi, Hasan’ı şubede gördüklerini söyledi. İki kişi de Hasan Ocak’ın ismini emniyetteki parmak izi listesinde gördüklerini açıkladı. Newroz nedeniyle gözaltında tutulan ve kendisi de kayıp yakını olan bir tanık ise şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin ‘Hasan Ocak getirildi’ diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyledi.

Ocak Ailesi savcılıklara başvurarak Hasan’ın akıbetinin açığa çıkarılmasını talep etti. Aile ayrıca; TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, savcılıklar, hastaneler ve Adli Tıp nezdinde de girişimlerde bulundu.

Bu girişimler sonucunda dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’in imzasını taşıyan resmi yazıda ‘Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığı, hiç gözaltına alınmadığı, suçlu olarak aranmadığı’ belirtildi.

Resmi makamların tüm engellemelerine karşı 58 günlük ısrarlı bir arayışın sonunda ailesi Hasan’ın ağır işkence izleri taşıyan bedenine “meçhul kişi” olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı. İşkenceyle ölümü resmi raporlara girmiş olan Hasan’ın cansız bedeni tüm resmi makamlardan geçirildiği halde onu soran ailesine “bizde yok” denildiği açığa çıktı.

Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu yaptığı araştırmalara dayanarak ‘Ocak’ı konuşturmak için gözaltına aldılar ve orada uyguladıkları işkence ve darptan sonra öldürülmüş halde Beykoz’a attılar’ dedi. Ayrıca Hacaloğlu, Devletin Hasan Ocak’ın ölümünde sorumluluğu olduğunu, Devletin bazı unsurlarının Ocak’ın nasıl öldürüldüğünü ve kimin öldürdüğünü bildiğini söyledi.
AİHM, Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşullarının belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini tespit ederek Türkiye hakkında ihlal kararı verse de Ocak Ailesi’nin iç hukuktaki tüm girişimleri bugüne kadar sonuçsuz kaldı.

Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın 1995/1075 soruşturma Numarasıyla takip ettiği dosyada, 17 Ekim 2016 tarihinde “zaman aşımı” nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Ailenin ve İHD’nin avukatı Gülseren Yoleri, 29 Kasım 2016 tarihinde bu karara itiraz etti. İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği “toplanan delillere göre dava açılması gerekir” diyerek bu itirazın kabulüne karar verdi. Bu kararla zamanaşımı kararı kaldırılmış ve soruşturmanın devamına karar verilmiş oldu. Bu kararın üzerinden 2 yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen dosyada bir gelişme olmadı. Savcılık, dava açmak yerine rutin yazışmalarla iki yıldır soruşturmayı oyaladı.”

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.