Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

‘Ben Bir Anneyim, Başında Ağlayabileceğim Bir Mezar İstiyorum’

1995 yılında 17 yaşındayken gözaltında ağır işkence gören ve kendisinden bir daha haber alınmayan Mehmet Şirin Maltu'nun annesi Sabriye Maltu 'Ben bir anneyim, başında ağlayabileceğim, dua edebileceğim bir mezar istiyorum"

Cumartesi Anneleri 724. Haftalarında 1995 yılında Batman Kozlu’da askerler tarafından gözaltına alınarak ağır işkence gören ve kendisinden bir daha haber alınamayan 17 yaşındaki Mehmet Şirin Maltu için buluştu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı. Cumartesi Anneleri’nin 724. haftalarına, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Hüda Kaya, Musa Piroğlu, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Beyoğlu Belediye Başkanı Adayı Alper Taş, oyuncu Nur Sürer destek verdi.

‘İHD sokağı ve Çevresi Her Hafta Ağır Silahlı Polisler Tarafından Çevrilmekte’

Bu haftaki basın açıklamasını Hasan Ocak’ın ablası Maside Ocak okudu.Ocak sözlerine Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasını eleştirerek başladı. Ocak şunları söyledi; “Anayasanın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin güvencesinde olan barışçıl etkinliğimizin keyfi ve hukuka aykırı bir biçimde engellenmesinin de 25. haftasındayız. 25 haftadır basın açıklamalarımızı polis ablukası ve müdahalesi nedeniyle İHD önünde oldukça dar olan bu sokakta toplumdan tamamen izole edilmiş bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Her cumartesi sabah erken saatlerde İHD ve çevresindeki sokaklar ağır silahlı polisler tarafından kapatılmaktadır. Bu ürkütücü tablo insanların açıklamamıza katılmasını engellemeyi ve bizim Anayasa’nın güvencesinde olan kamuoyuna ulaşma hakkımızı engellemeyi hedeflemektedir. 724. haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz; bu hukuksuz talimatı verenler ve bu hukuksuz talimatı uygulayanlar suç işliyorlar.”

Ocak dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Cemal Kaşıkçı’nın kaybedilmesi ile ilgili sözlerini hatırlatarak, “Bu topraklarda kaybedilen insanlarımız için etkin soruşturma yapılmasını talep eden bizlerin kamuoyuna ulaşmamızı bile engelleyenlerin bu çifte standartlı yaklaşımını da eleştiriyoruz” dedi.

724. haftalarında 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Mehmet Şirin Maltu dosyasında hakikat açıklansın diye bir araya geldiklerini kaydeden Ocak Mehmet Şirin Maltu’nun kaybedilme hikayesini anlattı.

Ocak 724 haftadır detaylı bilgiler vererek  yaptıkları basın açıklamalarının teknik olarak birer ihbar niteliği taşıdığını belirterek, “Bu ihbarlarımızı hukuki çerçeveye oturtmak savcıların görevidir. Savcıları, CMK 160. maddesinde belirtilen ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez soruşturmaya başlama görevini yerine getirmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Ocak, ardından sağlık sorunları nedeni ile eyleme katılamayan Mehmet Şirin Maltu’nun Annesi Sabriye Maltu’nun mektubunu okudu. Mektup şöyle;

“Mehmet Şirin 4 çocuğumun en küçüğüydü. Eşimi geçirdiği kazada kaybettikten
3 ay sonra kucağıma almıştım oğlumu. Babasız büyüttüğüm oğlumu askerler alıp götürdüğünde 17 yaşındaydı. Evimize baskın yaptıklarında geceydi. Askerler gecenin soğuğunda sabaha kadar benim ve komşularımın gözü önünde oğlumu dövdüler. Sonra Mehmet Şirin’i alıp
götürdüler.
Öğlene doğru askerler oğlumu getirdiklerinde bırakacaklar sandım ama yine oğlumu gözlerimizin önünde dövüp alıp götürdüler. Arkalarından Bekirhan Karakolu’na gittiğimde Mehmet Şirin’i gözaltına alan başçavuş, oğlumun orada olmadığını söyledi. Gittiğim her yerde bana aynı
cevap verildi.
24 yıldır oğlumdan bir haber alabilme umuduyla yaşıyorum. Ben anneyim; başında dua okuyacağım bir mezarı hak etmiyor muyum? 24 yıldır bir mezar istiyorum. Mehmet Şirin’i alıp götürenlerin cezalandırılmalarını istiyorum.
Yaşlıyım ve hastayım. Son nefesime kadar oğlumu aramaktan vazgeçmeyeceğim.”

’17 Yaşında Bir Çocuk Ne Yapabilir Bu Devlete’

Ardından Hasan Karakoç’un kardeşi Rıdvan Karakoç konuştu.

Karakoç şöyle konuştu: “Maalesef bu ülkenin geçmişinde daha 18 yaşını doldurmamış çocukları kaybettiler. 24 yıldır burada haykırıyoruz. 17 yaşında bir çocuk ne yapabilir bu devlete. Daha reşit bile değil. Bu insanları alırlar ailesinin gözü önünde, köylülerinin gözü önünde işkenceden geçirerek kaybeder, katleder ve yok ederler. Bütün dünyada şu hak herkesin en doğal hakkıdır; bir mezar hakkı!  Annelerin bütün feryadı budur. Çocuğunun başında dua edebilecekleri bir mezar hakkı. Çiçek koyulabilecek bir mezarımız olsun. Başında ağlayabileceğim, üç beş bir şey söyleyebileceğim bir mezarım olsun. Binlerce aile bundan bile mahrum.”

‘Asla Devletin Yakasını Bırakmayacağız’

“Devletin güvenlik güçleri resmi üniformalarıyla, resmi silah ve arabalarıyla alırlar yüzlerce köylünün önünde kaybederler ama bunlara hiç bir soruşturma açılmaz” diyen Karakoç ülkeyi yönetenleri eleştirmenin fiili olarak yasak olduğunu ifade etti. Karakoç şöyle devam etti: “Ama orada o insanlar hiç bir suçları yokken onlarca insanın önünde kaybedilir ve hiçbir soruşturma açılmaz. Bu insanların akıbetini ortaya çıkarmak en birinci vazifesi iken sağır ve dilsizi oynuyorlar. Bu insanlar bu durumu hak etmiyor. Bu ülke bu zulmü hak etmiyor. Bu halkı buna maruz bırakmak kimsenin hakkı değildir. 24 yıldır bu mücadeleyi sürdürüyoruz,  24 yıl daha geçse bırakmayacağız. Bu alanda doğan bebeler şimdi 24 yaşında. Buraya gelen annelerin babaların bir çoğunu kaybettik. Biz gencecik insanlardır şimdi orta yaşlı olduk. Bu alanda bu mücadeleyi bırakmadık ve asla da bırakmayacağız. Devlet bu geçmişiyle yüzleşmeli. Bu katliamdan dolayı hesap sormalı ve faillerini cezaevine sokmalıdır. Asla devletin yakasını bırakmayacağız. Bu akıbetler ortaya çıkana kadar asla vazgeçmeyeceğiz.

 

Mehmet Şirin Maltu’nun Kaybedilme Hikayesi

“On yedi yaşındaki Mehmet Şirin Maltu Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı on beş hanelik Zediya Mezrası’nda yaşıyordu. 31 Ocak 1995 gecesi aralarında asker, özel tim ve köy korucularının da bulunduğu güvenlik güçleri, panzerler eşliğinde Maltu Ailesi’nin evine baskın yaptı. Kimlik kontrolü yapan askerler Mehmet Şirin Maltu’yu dışarı çıkardılar. Sabah 04.00’e kadar köydeki bütün evlerden, açık alanda işkence gören Mehmet Şirin Maltu’nun çığlıkları duyuldu. Ardından Şirin’i alıp götürdüler.

Ertesi gün saat 12.00 civarı dört araç eşliğinde Şirin’i elleri ve ayakları bağlı, kafasına çuval geçirilmiş halde köye geri getirdiler. Açık alanda askerler tarafından saatlerce darp edildi. Ailesi ve köylüler; askerlerin ondan kendilerine yer göstermelerini istediğini ama onun sürekli “Bilmiyorum!” dediğini duydu.

Askerler işkence sonucu ayakta duramaz hale gelen Mehmet Şirin Maltu’yu taşıyarak araca bindirip götürdüler.

Aile baskına katılan Bekirhan ve Kozluk Jandarma Karakolu’na başvurdu ancak onlara çocuklarının gözaltında olmadığı söylendi.

Aynı tarihlerde Batman Komando Taburu’nda gözaltında tutulan bir kişi serbest bırakılınca Maltu Ailesi’ne, Mehmet Şirin’i taburda gördüğünü ve altı gün boyunca beraber gözaltında tutulduklarını anlattı.

Savcılığa başvuran aileye soruşturma başlatmak için aile dışından iki şahit göstermesi istendi ama olaya tanık olanlar ağır baskı ortamında şahitlik yapamadı.

Başvuruları sonuçsuz kalan aile Mehmet Şirin Maltu’dan bir daha haber alamadı.”

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.