Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Akademisyenlerden Akademideki Tacize ve Cinsiyetçi Kültüre Karşı Ortak Bildiri

Akademisyenler akademideki taciz haberlerine ve cinsiyetçi kültüre karşı harekete geçti. Akademisyenler  "Cinsiyetçi kültüre karşı başka bir akademi mümkün" bildirisi yayınlayarak imza kampanyası başlattı. Dün başlatılan kampanyaya şuan 270 imza geldi. 

Akademisyenler akademideki taciz haberlerine ve cinsiyetçi kültüre karşı harekete geçti. Akademisyenler  “Cinsiyetçi kültüre karşı başka bir akademi mümkün” bildirisi yayınlayarak imza kampanyası başlattı. Dün başlatılan kampanyaya şuan 270 imza geldi.

Son dönemlerde akademide yaşanan ve medyaya da yansıyan tacizlere karşı harekete geçen akademisyenler bir bildiri yayınlayarak tacize ve cinsiyetçi kültüre karşı sesiz kalmayacaklarını deklere etti.  İnternet  üzerinden yayınlanan ve akademi camiasının imzasına açılan bildiride kopya çeken öğrencisi tarafından öldürülen Ceren Damar, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi olarak çalışan psikolog Murat Paker’in kadın danışanını maruz bıraktığı taciz hatırlatılarak Paker’in cinsel saldırı davası ve ardından gelişen olayların, akademi içindeki eril tahakkümün nasıl işlediğini ve yeniden üretildiğini tüm açıklığıyla gözler önüne serildiği söylendi.

‘Tanınmış Bir Akademisyen Olması Nedeni İle Şiddetin Failinin Korunma Çabası Vahimdir’

Bildirinin devamında şu ifadeler yer aldı “Öncelikle, davanın duyulmasıyla birlikte akademik çevrelerde genel olarak derin bir sessizlik hâkim olmuştur. Sanki üstü örtülerek bu olayın daha fazla konuşulmamasına çalışılmıştır. Daha da vahim olanı ise nüfuzlu ve otorite sahibi bilim insanlarının, tanınmış bir akademisyen olması nedeniyle şiddet failini savunmaya ve korumaya yönelik gösterdikleri çabadır. Şiddet failinin eğitimi, uzmanlığı, muhalif ya da eleştirel tutumu gibi özellikleri öne çıkarılarak böyle bir eylemi yapmış olamayacağı iddiası çerçevesinde bir koruma kalkanı oluşturulmaktadır. Şiddet failini koruyan bu seçkinci ve hiyerarşik cemaatleşme eğilimi, akademi içerisinde ataerkil kültürü besleyerek erkek şiddetini meşrulaştırmaktadır. Yaş, sınıf, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi çok çeşitli dinamiklere bağlı olarak akademik dünyada üretilen bu iktidar ilişkileri, şiddete uğrayan kişilerin hak arama cesaretini kırmakta ve sessiz kalmalarına sebep olmaktadır.

‘Akademiye Atfedilen Saygınlık Ve Otorite Erkeklik Otoritesiyle  Birleşiyor’

Akademide cinsel tacizle ve onun arkasında yatan cinsiyetçi iktidarla mücadelenin önündeki en büyük engel, akademiye atfedilen saygınlık ve otoritenin erkeklik otoritesiyle birleşerek erkek faillerin çevresini bir koza gibi örmesidir. Akademi içinden veya dışından, her kim olursa olsun, failleri korumanın kendimizi ait gördüğümüz akademik geleneğin tüm etik ilkeleriyle ters düştüğünü düşünüyoruz. Bu akademik anlayışla aramıza bir sınır çizdiğimizi kamuoyuna aktarmak ihtiyacı hissediyoruz. Akademinin yaşanan bütün baskı ve zorluklara rağmen her türlü eşitsizlik ve ayrımcılık biçimlerinin farkına varıp bunlarla mücadele etmesi gerektiğine inanıyoruz. En önemlisi, bunu yaparken kendisini bu iktidar ilişkilerinden muaf tutmasını kabul edilemez buluyoruz.

‘Meslektaşlarımızı Sorumlu Davranmaya Çağırıyoruz’

Bugüne dek akademik kültürümüzün en eksik ve zayıf yanı olan kendine dönük eleştirel bakış geliştirememesine maalesef Paker vakasında da tanık olduk. Bu iktidar ilişkilerini gizlemeye veya korumaya çalışan birçok akademisyenin cinsel taciz tartışmalarını istismar ettikleri ve hem mesleklerini hem de bulundukları muhalif politik konumları kötüye kullandıkları kanısındayız. Bize göre, akademisyenlik bu mesleği yapanlara ayrıcalık değil sorumluluk yükler; bu yüzden ayrıcalık gösterilmeyi beklemek yerine söz ve eylemlerimizin sorumluluğunu alacak bir meslek anlayışı ve etiğine sahip olmamız gerekir. Bu anlayıştan yola çıkarak, bu dava konusuyla ilgili tüm kurumları üzerlerine düşen görevi yapmaya ve saldırganı savunarak ya da sessiz kalarak bu suçu dolaylı bir biçimde onaylayan meslektaşlarımızı sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Biliyoruz ki biz yalnız değiliz, akademide bizim gibi düşünen ve hisseden çok sayıda insan var. Başka bir akademi mümkün ve bunu ancak bir araya gelerek biz değiştirebiliriz. Bu yüzden akademiyi içeriden ve dışarıdan dönüştürmek için bizim gibi düşünen herkesi bu çağrıya ortak olmaya davet ediyoruz.”

Bildirinin tam metni için tıklayınız

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.