Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

‘Galatasaray’ı yasakladınız, bu sokağı da kapatabilirsiniz ama yüreğimizi kapatamazsınız’

1996 yılında işkence ile öldürülen babası için adalet isteyen Tayyüp Canan ""Bize Galatasaray Meydanı'nı kapattınız. Belki bu sokağı da kapatacaksınız ama yüreğimizdeki acıyı kapatamazsınız?" dedi.

Cumartesi Anneleri 721. haftalarında 1996 yılında gözaltına alındıktan sonra bir menfezde işkence görmüş cansız bedeni bulunan Abdullah Canan için adalet istedi. 721. haftada konuşan Abdullah Canan’ın oğlu Tayyüp Canan “Bize Galatasaray Meydanı’nı kapattınız. Belki bu sokağı da kapatacaksınız ama yüreğimizdeki acıyı kapatamazsınız?” dedi.

 

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı. Cumartesi Anneleri’nin 721. haftalarına, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Zeynel Özel de destek verdi.

Bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Maside Ocak okudu. Ocak sözlerine 22 haftadır Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasak edilip bir sokağa sıkıştırılmalarını eleştirerek başladı. Ocak 721 haftadır “Gerçek hakim ve savcılar, gerçek bir yargı, gerçek bir adalet ve gerçek bir demokrasi” talep ettiklerini belirterek “Taleplerimizde ısrarcıyız.Biliyoruz ki taleplerimiz ancak biz ısrar edersek karşılık bulacak” dedi.

Ocak sözlerinin devamında 43 yaşındayken gözaltında öldürülen Abdullah Canan’ın öldürülmesini ve dosyasındaki süreci anlattı.Ocak ilk olarak Canan’ın nasıl öldürüldüğünü anlattı:

‘Abdullah Canan’ı Siz Aldınız, Onu Geri Verin’

“43 yaşındaki Abdullah Canan Yüksekova’da yaşayan bir iş insanıydı. Çevresinde sevilen, sayılan biriydi. 17 Ocak 1996 sabahı Abdullah Canan, Hakkâri’ye gitmek üzere Yüksekova’daki evinden ayrıldı. Van karayolundaki Puling çeşmesi yakınlarında askerler tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındı ve askeri bir araçla Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldü.
Ailesi yerel ve ulusal tüm makamlara başvurdu ancak girişimleri sonuçsuz kaldı. Abdullah Canan’ın gözaltına alındığı inkâr edildi. Abdullah Canan’ın 80 yaşındaki annesi Bınefş Canan ve akrabaları eş zamanlı olarak Yüksekova Hükümet Konağı ve Yüksekova Komando Tabur Komutanlığı önünde, ‘Abdullah Canan’ı siz aldınız, onu geri verin’ diyerek günlerce oturma eylemi yaptı.
21 Şubat’ta Canan’ın ağır işkence görmüş cansız bedeni Esendere beldesinde bir köprünün altındaki menfezde elleri ve gözleri bağlı halde bulundu.”

Ardından hukuki sürecinden bahseden Ocak  “Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran ailesi Canan’ın liderliğini Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un yaptığı Yüksekova Çetesi tarafından öldürüldüğü iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Yüksekova taburunda görev yapan itirafçı Kahraman Bilgiç savcıya verdiği ifadede; Abdullah Canan’ın taburda işkence ile sorgulandığını, Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatı ile öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı.
Olay tarihinde Hakkari’de görev yapan Albay Kamber Oğur, ‘vicdanım susmaya elvermiyor’ diyerek Abdullah Canan’ı Hakkâri Dağ Komando Taburu’na ait revirde başı sarılı halde gördüğüne dair tanık sıfatıyla Yüksekova Savcılığı’na yazılı beyanda bulundu.
Ocak Abdullah Canan dosyasında AİHM’in Türkiye’yi oy birliği ile mahkum ettiği kararı okudu: “Aralarında askeri personelin de yer aldığı tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere Abdullah Canan’ın gözaltında öldürüldüğü mahkememizce saptanmıştır. Canan öldürülmeden önce ağır işkenceden geçirilmiştir.”

‘Katiller Yargılanmadı, Korundu’

Ardından Abdullah Canan’ın oğlu Tayyüp Canan, babasını öldürenlere yüzleşme çağrısında bulunarak:  “23 yıl önce babam Abdullah Canan Yüksekova’dan Hakkari’ye gitmek üzere evden ayrıldı. 23 kasım 1995 tarihinde köyümüz yakılıp yıkılıp talan edildi. Köyümüzü talan eden katil binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki askerler köyümüzü talan ettiler. Katiller hakkında babam ve 7 köylü Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ama ne yazık ki katiller yargılanmadı katiller korundu. Katilleri koruyan zihniyeti anlamıyorum. Bizler bu ülkede hak hukuk ve adalet mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Babamı öldürdüler beni de öldürebilirler ama vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımız vazgeçmez.”

‘Katil Değilseniz Savcılıkta Yüzleşelim’

Tayyüp Canan şöyle devam etti: “Galatasaray meydanını da kapatabilirler ama yüreğimizi kapatamazlar. Hak hukuk mücadelemiz devam edecek. Bu katiller eğer yerel mahkemenin vermiş olduğu beraat kararına güveniyorlarsa’ yürekli misiniz’diye soruyorum. Katil değilseniz yürekliyseniz ben size katil unvanını yakıştırıyorum. Yürekliyseniz savcılıkta yüzleşelim. Bu unvanla yaşayacaksınız.
Gün gelecek bu hesabı vereceksiniz, gün gelecek yargılanacaksınız. Çocuklarınıza sorduklarında babanız kim diye, utanacaklar.

 

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.