Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Çocuk Edebiyatı: 5 Kitap

Charlie’nin Çikolata Fabrikası 

Charlie; annesi, babası, iki ninesi ve iki dedesiyle,  büyük bir kentin bitiminde, küçük bir tahta barakada yaşamaktadır. Yoksuldurlar. Charlie çikolataya bayılır,  ama alacak parası yoktur. Biriktirilen parayla, yılda bir kez, küçük bir çikolata girer evlerine. Bu büyük kentte,  Charlie’lerin evinden bile görülen, kocaman bir çikolata fabrikası vardır; dünyanın en ünlü çikolatalarını üretir. Günlerden bir gün, fabrikanın sahibi Bay Wonka, imparatorluğunu devredeceği bir varis seçmek için yarışma düzenlediğini açıklar; Charlie de adaylardan biridir…

 

Pál Sokağı Çocukları

Nemecsek, Boka ve Pál Sokağı’nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte’nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka’nın cesaretine hayran oldu, Nemecsek’in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı.

Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları’nın Arsa’sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı’ndandır!

Martıya Uçmayı Öğreten Kedi

Okyanusu aşmaya çalışırken, dökülen petrolden zehirlenen genç martı Kengah, son kalan gücüyle karaya ulaşmayı ve orada yumurtlamayı başarır. Kengah, ölmeden önce, içinde yavrusunun bulunduğu yumurtayı kedi Zorba’ya emanet eder ve ondan üç konuda söz ister. Zorba, yumurtayı yemeyecektir; yavru doğana kadar yumurtayı sıcak tutacak, ona gözkulak olacaktır; bir de, yavru doğunca ona uçmayı öğretecektir. Zorba, bu martının durumuna pek üzülür, hiç düşünmeden bu üç konuda martıya kesin söz verir. Oysa yavru martı Şanslı, yumurtadan çıktığında, Zorba işlerin pek de kolay yürümeyeceğini anlar. Bebeğe bakmak, onu öteki kedilerin pençesinden korumak bir yana, Zorba’yı annesi sanan küçük Şanslı’ya uçmayı öğretmek de ayrı bir derttir. Martıya Uçmayı Öğreten Kedi, birbirinden çok farklı iki canlının bir arada yaşamasının, birbirini sevip saymasının öyküsüdür. Şili’li ünlü yazar Luis Sepulveda’nın bu kitabı, kısa sürede 12 dile çevrilip dünyada bir milyonun üzerinde satış yaptı. Bir kedi ile yavru bir martı arasındaki inanılmaz sevgi ve dostluğu, alabildiğine sıcak bir anlatımla sunan Sepulveda’nın bu kitabını çocuklar kadar büyüklerin de keyifle okuyacağından hiç kuşkumuz yok.

Pinokyo

Pinokyo, İtalyan edebiyatının en neşeli olduğu kadar en dokunaklı öykülerinden biridir. Geppetto Usta’nın konuşan bir odun parçasından yaptığı ve Pinokyo adını verdiği kukla, küçük bir çocuğa dönüşmenin özlemi içindedir. Ancak bu yürüyen ve konuşan tahta çocuğun yaramazlığı başına olmadık işler açar ve kendini tanıyıp yüreğindeki arzuya kavuşana dek bir dizi soluk kesen, zorlu maceradan geçmesi gerekir.

Carlo Collodi’nin yüz yılı aşkın bir süredir dünyanın dört bir yanında bilinen ve sevilen bu yapıtı, bütün zamanların en çok okunan kitaplarındandır.

 

Filozof Meşe

Herkes üzerine düşeni yapmazsa ne olur?

Yükümüzü başkasına taşıttırmak istesek ne olur?

Toplu halde tembellik iyi midir? Rahata düşkünlüğün bedeli nedir?

Uzun zaman önce yapılmış hatalar düzeltilebilir mi?

Bir hatayı kabul etmemek ikinci hata mıdır?

Doğruyu yanlıştan ayıran nedir?

Neden bazıları doğrulara inanmak istemez?

Neden bazıları sorunları çözmek yerine onlarla yaşamayı ve acı çekmeyi sever? Acı çekmek kader mi? Düşünmek çok zor bir iş mi? Dedikodu bir düşünme şekli mi?

Kendisini eleştirmeyen toplumu ne bekler?

Tek başına kalmak yanılmak mı demektir?

Vazgeçmeyenler için bir olasılık daha var mıdır?

Bu sorulardan bazılarını merak ediyorsanız Filozof Meşe’yi okumanız gerekebilir.

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.