Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

65 yaş nereye düşer Refik Durbaş?

Şair Sennur Sezer’in geçtiğimiz gün hayatını kaybeden usta şair Refik Durbaş için 2009 yılında Evrensel’e yazdığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Gençtik demek yeterli değil, kırklı ellili yaşların ömrün sonu olduğuna inandığımız yaşlardaydık. Dünya bizimdi, daha doğrusu fethe gelmiştik. Refik Durbaş, Çapa Eğitim Enstitüsü öğrencilerindendi. Şimdi Çapa Öğretmen Lisesi olan bina. Behçet Necatigil o okulun öğretmenlerindendi. Ya yeni evlenmiştik Adnan’la ya evlilik eşiğindeydik. Yani yıl ya 1967 ya 1968. Bir şiir gecesi, yani matine sırasında çıkan karşı görüş itiş-kakışını hatırlıyorum. Refik, Adnan’la itiş kakışın içinde, ben Tahir Alangu’nun yanına korumaya alınmışım. Sonra… sonra hep şiirler… Ve 12 Mart 1971 Muhtırası’na edebiyatla karşı çıkmanın önemli dergilerinden Yeni a’’nın yazı işleri müdürlüğü. Dergi kadrosunun en genç üyesiydi. Sorumluluk yüklenmeye hazır bir genç şair. Adnan yazı işlerini devralana kadar kaç kez savcılık sorgusu.

Mart 1973’te yayınlanan bir şiirini anımsatayım, Baharın Vakti’’ni:

Bu bahar erken geldi

ölümün vakti çiçeği açmamıştı henüz günlerin

ecel erken geldi, acı da, hüzün de

ama hiç sönmedi umudun alevi

ağıyor işte aydınlığın bedeninden su

ve daha canlı inancın yüreği.

Cumhuriyet gazetesine o ara girdi galiba. Ve tam Bilge’’yle nikahlandığı gün, nikah salonuna tebliğ edildi askere sevki. Belki de böyle bir zorunlulukla devretti yazı işleri sorumluluğunu. Onun şiirlerinde hep çırak çocukların yaşama duydukları açlık vardı. Ve paylarına düşen sitem. Belki bu içten tavrı onun ağıtlarına o gerçeklik duygusunu verdi.

Bir şairin Bir Halkın Mezarda Ve Hayatta Yağmalanışının Acı Hatırası Ve Zalim Destanı” dediğinde gülünç olmaması, arabesk sayılmaması kolay değil:

“…

Kalbim artık uyumuyor geceleri

sabah gazeteler Ürgüp’’te nişanlısı için öldürülen talihsiz askerin acı destanını yazıyor.

Gazeteler işletme vergisini, Almanya’ya kaçak giden işçileri.

Fenerbahçe-Göztepe maçını yazıyor.

Halkın kurtuluşu için öldürülen genç devrimcileri, yiğit işçileri, militan öğrencileri yazıyor.

Hüseyin Aslantaş da öldürüldü diyorum.

Bir kıblesi daha yağmalandı umudun.

Sabah.

Gazeteler.

Namluya bir mermi daha sürüyorum.”

Refik Durbaş, hayatın ve devrimin çıraklarının şairidir. Harun Karadeniz’’i kim yazabilirdi yoksa: “

Ölüm ilgilendirmiyor artık seni, işkence ilgilendirmiyor

ışıklar içinde yüzün yüreğinde tarifsiz bir telaş sabah,

vardiyadasın bir dokuma tezgahında öğle,

bir yürüyüştesin pankartlar afişlerle dalga dalga akşam nöbetini tutuyorsun

bir grev çadırında onurun rüzgar tanıyor seni bulut tanıyor elini uzatıyorsun bir dağ yamacında, bir kolun kesik.”

Refik Durbaş’ın şiirinden nice örnek versem, siz Beyaz Kehribar’dan dizeler hatırlayacaksınız. Yazgısı değiştirilmek için dövüşülen halkın kızlarının çalıştığı hanları…

Umudu yağmalanmış bir gençlik değildik biz, desem yalancı mı olurum? Yazdık ve direndik diyorum. Refik Durbaş yalnızca ağıtları değil, sevgiyi ve sevinci de yazdı. Genç sitemleri dile getirdi: Kuş Tufanı, Hücremde Ay Işığı, Çaylar Şirketten, Çırak Aranıyor, Siyah Bir Acıda, Nereye Uçar Gökyüzü’nün ve daha nicesinin yazarı; şimdi 65 yaşında…

Yeditepe, Behçet Necatigil ve Halil Kocagöz şiir ödüllerinin sahibi Refik Durbaş için “Ustalara Saygı” toplantısı düzenlendi. Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve yöneteceği gece, Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde 7 Aralık Pazartesi akşamı saat 20.00’den itibaren takip edilebilecek. Eli sanata düşen, ölüm hep halk çocuklarına düşmesin diye yazan Refik Durbaş, söyle bakalım 65 yaş ne yana düşer?..

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.