Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Ne Ferhat’ın ne de Şevket’in peşini bırakmadım, bırakmayacağım

Cumartesi Anneleri'nin714'üncü haftasında konuşan, 1993 yılında öldürülen gazeteci Ferhat Tepe'nin babası İshak Tepe avukat Şevket Epözdemir'in kendilerinin de avukatı olduğunu bildirerek "Komutan baştan sona hepimizi tehdit etti ve biz de tartıştık. Biz oradan ayrıldıktan 15 gün sonra Ferhat kaybedildi, 3 ay sonra da Şevket. Ne Ferhat'ın ne de Şevket'in peşini bırakmadım, bırakmayacağım." dedi.

Cumartesi Anneleri’nin714’üncü haftasında konuşan, 1993 yılında öldürülen gazeteci Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe avukat Şevket Epözdemir’in kendilerinin de avukatı olduğunu bildirerek “Komutan baştan sona hepimizi tehdit etti ve biz de tartıştık. Biz oradan ayrıldıktan 15 gün sonra Ferhat kaybedildi, 3 ay sonra da Şevket. Ne Ferhat’ın ne de Şevket’in peşini bırakmadım, bırakmayacağım.” dedi.

 

Cumartesi Anneleri, 714 haftalarında avukat Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi’nin faillerinin ortaya çıkarılması için buluştu. 15 haftadır Galatasaray Meydanı’na gitmeleri yasaklanan Cumartesi Anneleri 714’üncü buluşmalarını da polis ablukasında İHD İstanbul Şubesi’nin önünde gerçekleştirdi.

Eyleme HDP Milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Zeynel Özen, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü de katıldı.

Karanfillerin ve kayıpların fotoğrafının taşındığı eylemde basın metnini kayıp yakını Maside Ocak okudu.

Ocak hak ve özgürlüklerden mahrum bırakıldıklarını belirterek, Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasını eleştirdi. Ocak sözlerinin devamında Elçi’nin ve Epözdemir’in insanlığa karşı suçların peşine düştüklerine dikkat çekerek, “Bu suçların faillerini açığa çıkarmak için mücadele ettiler. Bu nedenle baskıya maruz kaldılar. İnsan hakları savunuculuğu faaliyetlerinden vazgeçmeleri için tehdit edildiler. Tehditlere direnip faaliyetlerini sürdürmeye devam edince de katledildiler” dedi.

‘Olay Yeri İncelemesi 17 Yıl Sonra Yapıldı’

Epözdemir’in 25 Kasım 1993 tarihinde bürosundan evine dönerken kaçırıldığını aktaran Ocak, şunları da söyledi: “Ertesi gün gözleri bağlı, yüzünden ateşli silahla vurulmuş cansız bedeni Bitlis’in Güroymak ilçesi civarında yol kenarındaki bir kanalda bulundu. Ailesi tüm yasal girişimlerde bulundu. Ancak suçun ortaya çıkarılması ve delillere ulaşmayı hedefleyen ‘olay yeri incelemesi’ bile cinayetten 17 yıl sonra yapıldı.”

25 yıldır Epözdemir cinayetini açıklığa kavuşturacak etkin bir soruşturma yürütülmediğine dikkat çeken Ocak, “Tahir Elçi, Diyarbakır Baro Başkanıyken hedef gösterildi. 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan ve çatışmalarda zarar gören Dört Ayaklı Minare önünde tarihi yapıların korunması için yaptığı basın açıklaması sırasında başından tek kurşunla vurularak öldürüldü. Olay çok sayıda kameranın önünde gerçekleşti” diye konuştu.

Üç yıldır Elçi cinayetinde de etkin bir soruşturma yürütülmediğine kaydeden Ocak, sözlerini şu biçimde sonlandırdı: “Yargılama faaliyeti sadece mahkemelerin, savcı ve yargıçların olmasından; fezlekelerin, kararların yazılmasından ibaret değildir. Etkin bir yargıdan söz edebilmek için yargı mensuplarının yaptığı işlerle adalete, özgürlüklere ve demokrasiye katkı sunması gerekir. Yargıyı Epözdemir ve Elçi dosyalarında etkin bir yargılama faaliyeti icrası için göreve çağırıyoruz. Talebimiz açık ve net: Avukatlarımız için adalet istiyoruz. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’ı istiyoruz.”

‘Amcam İşkence İzleri ve Kafasında Kurşunla Bulundu’

Açıklamanın ardından söz alan Şevket Epözdemir’in yeğeni Ferhat Epözdemir, “25 yıldır amcamızı faili meçhuller karanlığında mum ışığında arıyoruz” dedi. Galatasaray’ın kayıp yakınlarına yasaklanmasını kınayan Epözdemir, “Amcam 1943’te Siirt’te dünyaya geldi. 1976’dan beri mazlumların avukatlığını yapıyordu. Halkın içinde olmayı tercih etti ve memleketi Tatvan’a döndü. Birçok kurumda ve siyasi partide görev aldı. Faili meçhul cinayetlerin, işkencelerin, hukuksuzlukların karşısında durmuştur. Amcam işkence izleri ve kafasına sıkılmış kurşunla bulundu. Kullandığı gözlük de evinin yakınında bulundu. İnsan haklarına ve demokrasiye bağlıydı, doğaya ve çocuklara çok yakındı. Sevgiyle, hoşgörüyle, iletişimle her şeyin düzeleceğine inanırdı. Ve alçak gönüllüydü, mum gibi kendini yak etrafını aydınlat anlayışı hakimdi. Barış, demokrasi, özgürlük isterken; zalimlerin yüzlerine karşı haksızlıkların haykırırken katledildi. Yolu bizim yolumuzdur” diye konuştu.

‘Ne Şevket’in Ne Ferhat’ın Peşini Bırakmayacağım’

Eylemde söz alan gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’nin Babası İshak Tepe işe şunları söyledi: “Şevket bizim avukatımızdı, hem yoldaşımızdı hem insan hakları savunucusuydu. O dönem DEP Tatvan ilçe başkanıydı Şevket. Dönemin bölge tugay komutanı o dönem herkesi tehdit ediyordu. Bir gün tüm siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarını bir toplantıya çağırdı. Komutan baştan sona hepimizi tehdit etti ve biz de tartıştık. Biz oradan ayrıldıktan 15 gün sonra Ferhat kaybedildi, 3 ay sonra da Şevket. Biz o adamın ismini verdik her yere gönderdik. Ama o adamın ifadesi hiç alınmadı, onun talimatı olduğu halde AİHM bile ifadesini alamadı. Ne Ferhat’ın ne de Şevket’in peşini bırakmadım, bırakmayacağım.”

‘Burası İHD, Burada İnsanlara İşkence Yapılmıyor’

Polisin eylem alınına yığınak yapmasına tepki gösteren oğlunu gözaltında kaybeden Hanife Yıldız ise şöyle seslendi: “Buradan valiye, kaymakama, emniyet müdürüne sesleniyorum. Burası İHD, burada insanlar gözaltına alınıp kaydedilmiyor, işkence yapılmıyor. O yüzden buraya polisi yığanlar, kadınlar katledilirken polisler nerede? Benim analık hakkım elimden alındı, polisin burada ne işi var? Hem adalet istiyoruz hem de hakkımızı arıyoruz. Size de adalet lazım olacak.”

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.