Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Dr. Hiç ve Dolaptaki Yalnızlığı

Hiçliğin kıyısında, mayalanmış bir geceydi. Dışarıda yağan yağmurun şiddeti Kendal’ın yalnızlığına, varoluş sancısına dokunuyordu.

Kadîr Stêra *

Hiçliğin kıyısında, mayalanmış bir geceydi. Dışarıda yağan yağmurun şiddeti Kendal’ın yalnızlığına, varoluş sancısına dokunuyordu.

Yağmur onu biraz daha kendisine yabancılaştırıyordu.

İç dünyası, karmakarışık olan Kendal, o gece de kendisinden kaçmak için elinden geleni yapıyordu. İnsan, çoğu kez farkında olmadan kendisinden kaçardı. Kendini bulmak uğruna iç yolculuklara çıkar sonra da kendisini bulunca kaçardı kendisinden. Özünde duyarlı bir kişilik olan Kendal da çoğu defa bu ruh halini yaşar dururdu.

Çoğu üniversite öğrencisi gibi o da zaman zaman özgürlüğü basit şeylerden ibaret zannederdi. Kimi zaman aşk sancısından sarhoş olur varoşlar yoksulluğunda adı yalnızlık olan öğreticisine sığınırdı. Üniversite ortamına bir türlü uyum sağlamayan Kendal, o gece de bulamadığı kendisine yenik düşmüştü.

‘Açsa mıydı, bu gece de 50’lik rakı şişesinde boğulsa mıydı?’ Ağır adımlarla buzdolabına yönelmiş olan Kendal içinden şöyle diyordu “Anlaşılan bu gece de Varoluşma ezgisi bir kuş hafifliğinde düşlerime konacak.” Bunu derken gözleri susmuş, yüreği Dr.Hiç’in boşluğunda hüzne gömülmüştü.

Varoş rakı sofrasını hazırlamış, “Youtube’dan” Dr.Hiç’i gecesine konuk etmişti. Bu gece ilk Gulizar ezgisini açmıştı. “Serçeler toplanmış saçakta / Kapıda ölümler, sevdalar / Nerde sevincin gül yüzü nerde Gulizar?” Ezgi ilerliyor, rakı bardağı ile şalgam bardağı sırt sırta vermişken Kendal, çoktan sarhoş olmuştu. Dolapta yalnızlığı kalan Dr.Hiç ile yapılan sohbetleri hatırlaya duruyordu.

Dr.Hiç “Moruk! Ben sizin oralarda çok kaldım ha. Teyzelerin bana getirdikleri sıcak tandır ekmekleri gibi keşke samimi olsaydı bu yaşam. Moruk! Bu defa oyumu da büyük insanlıktan yana kullanacağım.” Gece kaosu yaşıyorken, elindeki iki bardak ile Sinan rakı sofrasına bağdaş kurmuştu. Kendal, suskunluğunu bozmadan bir bardağa rakı doldurmuş diğerine de şalgam doldurmuştu. Sinan, konuşacakken rakıyı dikip bir sigara yakmıştı. Kendal ona bakıp “Bu defa da bana nasihat edeceksen hiç sohbete başlamayalım” demişti. Sinan, sürekli Kendal’ın sosyal medya ile olan bağını eleştiriyordu. Ve bu durumun ona zarar verdiğini söylüyordu. Sosyal medyada özellikle de Facebook paylaşım sitesinde yüzlerce arkadaşı olan genelde reel yaşamda içine kapanıktı. Ve toplumsallıktan uzaktı. Sinan’ın eleştirdiği nokta buydu aslında. Ama Kendal, bu durumu kabul etmiyor ve reel yaşamda da sosyal ve duyarlı bir insan olduğunu söylüyordu.

Gece ilerlemiş rakı şişesinden eser kalmamıştı. Ve gecede halen Dr.Hiç’in sesi vardı. Kendal, her sarhoş oluşunda Mayıs Müzik Topluluğu’nda düşündeki kadını bulurdu. Biran Sinan ile göz göze gelmişlerdi. Sinan ona “Her yağmur yağdığında bu grubu neden açtığını” sormuştu.

Kendal bir sigara yakıp ilk başta grubun hikâyesini anlatmıştı. Grubun 1984 yılında, Ankara’da iki tıp öğrencisi tarafından ilk kurulduğunu ve ilk albümlerini 1987’de (Gulizar) çıkardıklarını ve grup üyeleri mezun olup mesleklerini yapmaya başladıklarından ötürü grubun dağıldığını söylemişti. Sonrasında Dr.Hiç’in hikâyesini anlatmıştı. Grubu tanıma sürecini anlatmaya koyulmuştu. Facebook’ta şair bir arkadaşı (Göçmen) ezgisini paylaşmıştı. Kendal, ilk grubu oradan tanımıştı. Ve grubun tüm ezgilerini dinlemişti. Bir gece yine sarhoşken Facebook’tan tesadüfen grubun solisti ile sohbet etmişti. Haldun Çağlayan, Kendal’ın deyimiyle Dr.Hiç son sohbette Kendal’a ‘Erbil’de bir klinik açıp oraya yerleşme hayallerinden bahsediyordu. Bu hayal, Kendal’ın bir Temmuz gecesinde Facebook’ta gördüğü haber ile yok olmuştu. “Şair Haldun Çağlayan, kalbine yenik düştü. Üç gün önce Suruç’ta yaşanan katliamı TV’den seyreden Haldun Çağlayan’ın kalbi bu vahşete dayanmadı.”

Kendal,sosyal medya aracılığıyla tanıştığı Dr.Hiç’in kalbine yenik düştüğünü de sosyal medya aracılığıyla öğrenecek ve aradan geçen onca zamana rağmen her yağmur yağışında Dr.Hiç’in dolapta duran yalnızlığını hatırlayacaktı. Onun şiirlerini okuyacak ve grubun sesini insanlara ulaştırmaya çalışacaktı.

Yıllar sonra Kendal bir zindan köşesinde o Mayıs Müzik Topluluğu ile varoluşunu kanattığı bir gecenin düşüne durmuştu. Üstelik Dr.Hiç’in mezarı da bu şehirdeydi. Ve dışarı da yağmur vardı. Bu kez ne rakı ne de Mayıs Müzik Topluluğun ezgileri vardı. Düşler, hayaller vardı. Kendi kendine mırıldanıyordu Kendal. Arkadaşı ona seslenmişti. Ve dört duvar arasında olduğu gerçekliği… İstese de bundan kaçamazdı. Kabullenmek en doğrusuydu çoğu kabullendiği şeyler gibi bunu da kabullenmesi gerekirdi. Yoksa zindan içinde bir zindan daha yaratmış olurdu.

  • Hespê Şeytên Kitabının yazarı
Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.