Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

‘Çocuklar sokaklardan çekilirse ciddi toplumsal sorunlarla karşılaşacağız’

Kentleşme ile birlikte giderek zayıflayan sokak ve çocuk ilişkisini değerlendiren, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğretmeni İlhan Koyu “Sokaklar çocukların olmalı. Evler çocukların oyun alanları değil, yaşam alanlarıdır. Sokak çocuğun algısını açık tutuyor, internet ise tersinden algıyı daraltıyor ve çocuğun bilişsel yeteneğini köreltiyor” diyerek uyardı.

Sokak ve Çocuk – 3-

Zülal Koçer-

Kentleşme ile birlikte giderek zayıflayan sokak ve çocuk ilişkisini değerlendiren, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğretmeni İlhan Koyu “Sokaklar çocukların olmalı. Evler çocukların oyun alanları değil, yaşam alanlarıdır. Sokak çocuğun algısını açık tutuyor, internet ise tersinden algıyı daraltıyor ve çocuğun bilişsel yeteneğini köreltiyor” diyerek uyardı.

Çocuk ve sokak ilişkisini konu aldığımız haber dizimize çocuk psikolojisi alanında çalışma yürüten, Psikolojik Danışman ve Rehber İlhan Koyu ile sokakla bağ kuramayan çocuğun yaşamındaki değişimi konu alarak devam ettik.

Başta çocukların oyun ve sosyalleşme alanları olan sokakların, giderek insandan uzak bir hal aldığını belirterek sözlerine başlayan Koyu, “Şehirleşme ve kentleşmeyle birlikte çocukların giderek sokaktan kopup evlere doğru çekildiğini görüyoruz. Çocukların sokaktan çekilmesinin bir diğer nedeni de güvenlik sorunu. Metropollerde yaşayan çocuklar için güvenlik sorunu ciddi bir şekilde kendini ortaya koyuyor” diye konuştu. Koyu ebeveynlerin de bu noktada çocuğu sokağa bırakmaktan geri durduklarını ifade ederek özellikle son dönemlerde çocukların sokakta, evin dışındaki alanlarda uğradıkları çeşitli istismar türlerinin ebeveynlerinin böyle davranmasında etkili olduğunu kaydetti.

‘EVLER ÇOCUKLARIN OYUN ALANLARI DEĞİL!’

‘Koyu, ebeveynlerin sokaktan daha güvenlikli alan olarak gördükleri evler için şunları söyledi; “Evler oyun alanları değil. Oyun alanları, sokaklar, bahçeler, parklar, spor salonlar vs. bu alanların olmayışı çocukları daha çok eve hapsediyor. Ev bir oyun alanı değil bir yaşam alanıdır çocuk için.”

Çocukların evde oyun oynayabilecekleri bir alanın olmadığını söyleyen Koyu sözlerini, “Bu da neye yol açıyor; sosyalleşmeyi sağlayan takım oyunlarından uzaklaşan çocuğun biraz daha bireysel olarak kendini ifade ettiği bir alan oluyor ev” diye sürdürdü.

Ebeveynlere “Çocuğunuz evdeyken siz ona hangi alternatifi sunabiliyorsunuz, oyun alanında neyi sağlayabilirsiniz?” sorusunu ortaya koyan Koyu, “Her şeyden önce arkadaşlık, sokak kültürü ortadan kalktığı için paylaşıma dayalı oyunların olmadığını görüyoruz. Burada bilgisayar, internet oyunlarının daha fazla ön plana çıktığını görüyoruz. Bu anlamda da evler çocukların ebeveynleri ile anlamlı zaman geçirdikleri yaşam alanlarıdır, oyun alanları değil” şeklinde konuştu.

‘SOKAK ÇOCUĞUN ALGISINI AÇIYOR’

İnternetin ise çocuğu daha çok eve kapattığını belirten Koyu, internetin çocukların algılarında ciddi daralmalar yarattığını, bilişsel hasarlara neden olduğunu söyledi. Sokağın ise tersinden bir etkiye sahip olduğuna dikkat çeken Koyu, sözlerinin devamında “Sokakta çok fazla uyarıcı olduğu için çocuk sürekli dikkatini canlı tutuyor. Çevreden gelecek herhangi bir uyarıya karşı çocuğun algılarının her an açık olması lazım. Geniş bir algı penceresine sahip olduklarını görüyoruz sokaktaki çocuğun” dedi.

İNTERNETİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

Koyu “Daha öncelerde sokaklar geniş alanlar olarak yaşamda yer buluyordu, bu evlere çevrildi, evlere televizyonlar konuldu, sonra televizyondan bilgisayara ve şimdi daha da küçük bir nesne olarak akıllı telefonlarına geçildi. Yani daha da küçülen bir algı dünyasından bahsediyoruz” diyen Koyu, akıllı ekranlara olan bağımlılığın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Koyu, bu etkilere dair şöyle konuştu; “Birincisi çocukların bilişsel dünyasında bir daralmaya neden oluyor. İkincisi çocukların iletişim kurma becerileri üzerinde ciddi olumsuz belirtileri olduğunu görüyoruz. Geçmişte geniş kelime haznesi olan çocukların, bugün 200-300 kelime ile hayatlarına devam ettiklerini görüyoruz. İnsanlarla daha az iletişime geçen, daha asosyal çocukların yetiştiğini görüyoruz. Bu iletişim kuramamanın da getirdiği olumsuzluklar var; örneğin çocuk iletişim kurmayı başaramadığı için, sürekli internette zaman geçirerek reel dünyada bir paylaşımı bulunmadığı için, şiddete başvurma eğilimi ortaya çıkıyor bariz bir şekilde.”

SOKAKTA OLMAYAN ÇOCUK İLETİŞİM BECERİSİNİ KAYBEDİYOR

Çocukların karşılaştıkları herhangi bir sorunda şiddete başvurduklarına dikkat çeken Koyu, reel yaşamla temas etmeyen çocuğun, iletişim becerisinin de sınırlandığını bu nedenle şiddete başvurduğunu belirtti. Yine bu iletişimsizlik halinin çocuk ve ebeveyn arasında çatışmaya neden olduğunu sözlerine ekleyen Koyu, “Aileler çocukların internette, sanal oyunlarda çocukların vakit geçirmesini çok fazla istemiyorlar. Ama buna da alternatif bir yöntem de ortaya koyamıyorlar. Bu da bir çatışmayı getiriyor” diye devam etti.

‘EMPATİ KURMA YETİSİ ZAYIFLIYOR’

Toplumsallaşmayan, sosyalleşmeyen, iletişim kurmayan bireylerin empati kurma yetilerinin zayıf olduğunu ifade eden Koyu, “İnternette çok fazla zaman geçiren çocukların, iletişime geçmekte, karşısındaki ile sorunları çözmekte daha az girişimci olduklarını görüyoruz. Empati duygusunun gelişmesi için öncelikle reel bir irtibatın kurulması gerekiyor. Yani sorunla karşılaşılması ve çözümü için harekete geçilmesi gerekiyor. İnsanların kendilerini karşısındaki insanın yerine koyarak sorunlara başka pencerelerden bakmaları gerekiyor. Ancak sosyalleşmeyen çocuklarda, haliyle daha fazla internet ortamında, sokaktan kopuk bir yaşam sürdürdükleri için bu becerinin olmadığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

ŞİDDET EĞİLİMİ

İletişim kurmaktan uzak, empati kurma yeteneği zayıf ve şiddete meyilli bir neslin gelecek senaryosunu canlandırmasını istediğimiz Koyu, “Şiddetin kökenine inmek gerek. Sokaklarda oynamayan, evde daha az insanla iletişim kuran çocuğun, bir sorunla karşılaştığı zaman şiddete başvurma eğilimi daha fazla oluyor. Toplumda şiddetin büyük nedenlerinden biri bu. Takım çalışması olmayan, önünde rol model olmayan çocukların olduğu toplumlarda şiddete çok daha fazla eğilim var. Şuan elimizde bir veri yok ancak gelecekte, sokaktan kopuk yaşayan çocukların şiddete başvurması ile uğraşılacak gibi görünüyor ” dedi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sokak ile bağı koparılan ve adeta eve, internete hapsedilen çocukların durumunu değiştirecek çözüm önerisini de şöyle sunuyor Koyu, “Sokaklar daha güvenli, çocukların oynayabileceği ve kaldırımlarda araçların park edilmediği oyun alanları olmasına ihtiyaç var ve bunun uygulanabilmesi için genel bir politika yürütülmeli. İkinci nokta, eğitim kurumlarında mutlaka oyun alanları olmalı. Yani eğitim kurumları sadece beton binalar olmamalı. Eğer bunlar yapılamıyorsa, çocukların mutlaka bir kursa, kültürel bir etkinliğe, sportif etkinliklere yönlendirilmeleri önemli. Ebeveynlere büyük görevler düşüyor. Çocukları ile daha anlamlı vakit geçirebildikleri, oyun alanı yaratabildikleri, sadece evde değil dışarıda da iyi zaman geçirecekleri alanlar oluştururlarsa, sosyal, iletişime açık, şiddete eğilimi olmayan çocuklardan bahsedebiliriz” diye konuştu.

Devlet politikalarına dikkat çeken Koyu, devlet politikaların çocukları korumaya dönük olması gerektiğini söyledi.

Koyu, “Sokaklar çocukların olmalı. Eğer çocuklar sokaklardan çekilirse toplumun çok ciddi sorunlarla karşılaşacağını önümüzdeki zamanlarda göreceğiz. Bunun olmaması için hem biz eğitimcilerin, hem devletin hem de sivil toplum kuruluşlarının harekete geçmesi gerekiyor” diyerek çocukların oyun alanlarının korunması ve sosyalleşmeleri için bu grupların hep birlikte çalışma yürütmesi çağrısında bulundu.

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.