Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

‘Çocuğu sokaktan uzaklaştıran, siyasi akıldır’

Metropollerde sokak ve çocuk ilişkisini kent yapılaşması dahilinde değerlendiren TMMOB İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Esin Köymen “Ortaya çıkan tablo, planlama sürecinden itibaren, siyasi iktidarın, kente, yaşama, çocuğa, kadına bakışıyla ilgili. Burada devreye giren siyasi akıldır” diyerek kent yapısından önce bu siyasi aklın değişmesi gerektiğini söyledi.

Sokak ve Çocuk – 2-

Zülal Koçer

Metropollerde sokak ve çocuk ilişkisini kent yapılaşması dahilinde değerlendiren TMMOB İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Esin Köymen “Ortaya çıkan tablo, planlama sürecinden itibaren, siyasi iktidarın, kente, yaşama, çocuğa, kadına bakışıyla ilgili. Burada devreye giren siyasi akıldır” diyerek kent yapısından önce bu siyasi aklın değişmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul’da çocuklar sokakları oyun alanları olarak kullanamıyor. Her gün yüzlerce arabanın geçtiği, dükkanların, mağazaların işgal ettiği sokaklarda çocuklara yer yok.

Çocukların sokakla temasının olanaklarının nasıl ortadan kaldırıldığını, kent ve yaşam ilişkisini, kentleşmenin beraberinde getirdiği yalnızlaşmayı Türk Mimar ve Mühendisleri Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Esin Köymen ile konuştuk.

Sokak insanın değil arabaların

Köymen sorunun, İstanbul gibi metropol kentlerde sokağın yaşam alanı olmaktan çıkması ile başladığına dikkat çekerek “Yani sokağın geleneksel dokusu, sokak ilişkisi, planlama sürecinden itibaren başlayan bir dizi bozulma ile birlikte mahalle dokusu şekil değiştirmeye başladı. Zaten mahalle dokusu da kalmadı.” Ağırlıklı olarak, fonksiyon olarak içerisinde hem iş yeri hem kafeteryası, sosyal tesis alanları olan hem de konutların yer aldığı yüksek blokların şehrin yeni dokusunu oluşturduğunu kaydeden Köymen “Bu nedenle de sokak da sadece içerisinden arabayla geçilen kullanım alanı haline gelmeye başladı. Asıl büyük değişim böyle gerçekleşti” ifadelerine yer verdi.

Çocuk yaratıcılığını ve sosyalliğini kaybediyor

Sokak ilişkilerinin kısmen devam ettiği yerlerin ise kentsel dönüşüme kurban gittiğini kaydeden Köymen, dönüşüm projeleri ile çok yüksek yapıların, plazaların inşa edilerek bunlar içerisinde yeni yaşam alanları tarif edildiğini belirtti. Köymen “Dolayısıyla çocuk, dışarıda bir başka çocukla bir araya gelerek oyunlar oynayabildiği, oyuncaklarını kendi yaratabildiği o sosyal ve yaratıcı özelliğini de kaybetmeye başladı. Tabi burada bir de güvenlik kavramı var. işte sık sık çocuk kaçırma olaylarına şahit olduk. İç işleri bakanlığı çocuklarınıza sahip çıkın şeklinde mesajlar attı vs. Bu kadar güvensiz bir ortamda da ebeveynler ‘Tablete baksın, telefona baksın, bir şekilde kendini oyalansın, yeter ki dışarı çıkmasın’ noktasına geldi” diye sürdürdü sözlerini.

Sokaklar kadar, parkların, meydanların da hem çocuklar hem de yetişkinler için sosyalleşme alanları olduğunu ifade eden Köymen “Bu alanlar da yok ediliyor. Bir sürü plan tadilatı yapılıyor şehirlerde, nerede bir park, yeşil alan varsa hemen oraların da yapılaşmaya açılması üzerinden plan değişikliği yapılıyor. Dolayısıyla her yer binalaşmaya başladığı için bu sosyalleşme ve ortak kullanım alanlarımızın ciddi zarar gördüğünü söyleyebiliyoruz” şeklinde konuştu.

‘Çocuğun sokakta oyun oynaması neredeyse bir lüks’

“Özellikle okul öncesinde çocuk, gözünü açar açmaz oyunla ilişki kuruyor. Bu oyunu da ya ev denen mekanı ya da dışarı ile bir bağlantı kuracaktır. Ama son yıllarda bu neredeyse bir lüks olmaya başladı. Çocuğun kapının önünde, diğer çocuklarla oyun oynaması, ebeveynlerin o esnada birbirleri ile ilişki kurması çok zor” ifadelerini kullanan Köymen yeni kent dokularının hem çocuk hem kadınlar için güvenilir olmaktan çıktığına işaret etti.

Çocukların bakımının ebeveynlerden daha çok kadın tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Köymen kadının sokağı hem kendisi hem de çocuğu için güvenli bulmadığını bu nedenle de sokaktan uzak durmak zorunda kaldığını söyledi.

Son dönemde inşa edilen yapıların, dairelerin durumuna dikkat çeken Köymen “Bu yapılar ilk olarak, insanları daha içe kapanık bir kutu haline getiriyor. İkinci olarak evi bir yaşam alanı olmaktan çıkarıyor, nedir işte güvenlikli bir yatma ünitesi haline dönüştü. Dolayısıyla ailenin ihtiyacına uygun ev tarifinde bulunmak mümkün görünmüyor” diye belirtti.

‘Geniş evler lüks’

Bahçesi olan ya da geniş dairelerin olduğu evlerin lüks sayıldığını ifade eden Köymen, geriye kalanların hem daracık, hem de üst üste yığılmış, toprakla bağın kalmadığı yapılarda barınmak zorunda kaldığını belirtti. “Yapılar o kadar üst üste yığılı ki neredeyse bir mahalle bir bina haline geldi” diyen Köymen bu yapılarda çocuğun oyun oynamasının olanaklarının ortadan kaldırıldığını belirtti.

“Değil çocuğun insanın doğasına aykırı bir durum var ortada” diyen Köymen bu koşulların yarattığı olumsuz etkilerin zamanla ortaya çıktığını kaydetti.

Bu kapalı kutu insan doğasına aykırı

Köymen sözlerini şöyle sürdürdü; “İnsanlara sürekli güvenliği gerekçe gösterip Alışveriş Merkezleri içerisinde çocuk oyun alanları, ebeveynler için de yine benzer bir alan yarattıklarını farz ederek, bir kapalı kutusundan başka bir kapalı kutuya sokmak insanın doğasına aykırı. İstanbul’da insanların, hatta sokak hayvanlarının yaşam alanı diye bir şey kalmadı adeta.”

‘Bu tarz yerlerde mekan kapalı kutu değil’

Köymen var olan bu tablonun, reddedilse de, alışılsa da bir yaşam biçimi olarak dayatıldığını söyledi. Ağırlıklı olarak gece kondu mahallerinde, şimdilerde ise kentsel dönüşüm tehlikesi ile karşı karşıya olan mahallelerde sokakla süren bir ilişkinin olduğunu ifade eden Köymen “Bu tarz yerlerde, insanların birbirleri ile kurdukları ilişkiler çok daha rahat ve sıcak. Orada mekan kapalı bir kutu değil, konutlar da aslında yarı açık yarı kapalı gibi, iç içe geçmiş yani. En önemlisi güven ilişkisi sağlam” diye anlattı.

‘Yerel yönetimler belirleyici’

Köymen, TMMOB olarak yaptıkları çalışmalarda, toplumun tüm kesimleri ve sokak hayvanları için daha sağlıklı bir kendin nasıl yapılacağını ortaya koymaya çalıştıklarını ifade ederek “Yerel yönetimler önemli. Genel iktidar gibi değil, çünkü kendisi bulunduğu alanla direk temas edebiliyor, daha iyi tanıyor, yerelin sorunlarını daha iyi biliyor. Çözümü daha iyi görür yani. Elinde yetkisi de var. aynı zamanda yereldeki kent konseyleri de aynı şekilde önemli, talepkar olmaları noktasında. Bütün sokakların, kentlerin, özellikle çocuklar ve geriye kalan kesimler için daha yaşanılabilir bir hale getirebilir yerel yönetimler” diye çözüm önerisi sundu.

Köymen çocukların kendi hayallerinde tablet başında olmak istemediklerini, sokakta olmak istediklerini söyleyerek bunu TMMOB’un yaptığı çalışmalarda da gördüklerini ifade etti.

‘Değişmesi gereken siyasi akıldır’

Köymen son olarak “Bu planlama sürecinden itibaren, siyasi iktidarın, kente, yaşama, çocuğa, kadına bakışıyla ilgili, burada devreye giren siyasi akıldır. Çok özgür bireyler yaratmak istiyorsanız, insanları hapsetmek yerine, daha dışa dönük yaşatabilmek için olanakları kovalayın. Dediğim gibi bu da siyasi bir akıldır. Hayata nereden baktığınızla ilgilidir” diyerek kent yapısından önce bu siyasi aklın değişmesi gerektiğini söyledi.

Sokak ve Çocuk haber dizimiz yarın çocuk alanında çalışma yürüten Psikolog İlhan Koyu ile devam edecek…

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.