Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

‘Evdeki çocuk, sokakta yaşayan çocuktan daha az güvende’

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Figen Paslı çocuk istismarına ilişkin ihmallerden, yanlışlardan bahsederken “Çocuklar daha çok tanıdıkları tarafından ve ev içinde, kendi yaşadıkları ortamda istismara uğruyorlar” dedi.

Zülal Koçer

İSTANBUL- Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Figen Paslı çocuk istismarına ilişkin ihmallerden, yanlışlardan bahsederken “Çocuklar daha çok tanıdıkları tarafından ve ev içinde, kendi yaşadıkları ortamda istismara uğruyorlar” dedi.

Sosyal Hizmetler Uzmanı ve Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu üyesi Figen Paslı ile çocuk istismarında eğitim düzeyinin, medyanın, toplumsal yapının rolünü ve yetişkinlerin çocuklarla iletişimini konuştuk.

Cinsel istismarın her sosyoekonomik ve kültürel düzeyde görülebileceğini ifade eden Paslı, “Bu sadece Türkiye için değil tüm dünya literatüründe böyle” dedi.

EĞİTİM DÜZEYİ ETKEN

Paslı istismarın tüm çeşitlerinde eğitim düzeyinin etkili olduğuna dikkat çekerek “ Fiziksel şiddette dayağın, şiddetin bir disiplin yöntemi olduğuna inanmak biraz eğitim düzeyi ile ilgili ancak eğitim düzeyi yüksek kişilerde de böyle düşünceler ve davranışlarla karşılaşılabiliyor. Ancak tabi ki eğitim düzeyi düşüklüğü çocuğa dönük istismarda bir risk etmeni, tüm istismar türleri için bunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

‘ŞİDDET KADINA DÖNÜKSE ÇOCUK DA PAYINI ALIYOR’

Kadına yönelik şiddetin olduğu yerde çocuğun da bu şiddetten azade olmayacağını vurgulayan Paslı “Tersi de geçerli; çocuğa yönelik şiddet varsa, yani aile içerisinde ya da toplumda, kadına yönelik şiddet de söz konusudur ” dedi.

Kapalı toplumlarda istismarın daha fazla olduğunu söyleyen Paslı “Literatürde, daha kapalı, daha ataerkil, tutucu aile ortamlarında yetişen çocukların istismara uğrama riski daha yüksek, özellikle cinsel istismar. Kapalı toplumlar, biraz ensest ilişkiye zemin hazırlayan oluyor. Yani daha izole bir yaşam, dış çevre ile çok fazla iletişimi olmayan işte katı kuralların olduğu ortamlar oluyor. Bu ortamlar çocuğu cinsel istismara daha açık bir hale getiriyor” diye konuştu.

‘NAMUS NAMUS DEDİNİZ’

Bu konu ile ilgili kendisinin takip ettiği bir vakayı örnek veren Paslı olayı şöyle anlattı; “Bu vakada, çocuğun dışarıdan, yabancı birinin istismarına maruz kalması söz konusu idi. İstismar çocuğun kandırılması ile gerçekleşmişti. Çocuğun oradaki şu ifadesi çok önemli ve çarpıcıydı; ‘İşte namus namus dediniz, namus da gitti.’ Çocuk bu tepkiyi ilk olarak anneye veriyor. Bu bir reaksiyondu. Yani o zamana kadar ki yetiştirme, davranış kalıplarındaki baskıyı, böyle bir cevapla yansıtmıştı çocuk.”

İstismar ve şiddet haberlerinin basında yer buluş şekline ve rolüne dair konuşan Paslı “Bizler sürekli dile getiriyoruz, haberin veriliş tarzının ve amacının, çocuğun, istismar yaşanmışsa, haberin çocuğu korumaya yönelik olması gerektiğini ya da halkı bilinçlendirmeye, bilgilendirmeye yönelik olması gerektiğini söylüyoruz” diye ifade etti.

‘BU DİL MEDYANIN BİLİNÇLİ TERCİHİ’

Haberlerin reyting kaygısı ile verildiğine dikkat çeken Paslı “Haber öyle veriliyor ki sanki mevzu, çocuğun yetişkin tarafından istismara uğraması değil. Ayrıntılar veriliyor” dedi.

Medyanın bu tarzına ve haber diline karşı yasal düzenlemeler ve yaptırımlar olması gerektiğini ifade eden Paslı kullanılan bu dilin daha çok tık almak ve dikkat çekmek için bilinçli bir tercih olduğunu söyledi.

İstismarın medyada yer bulmasının iki yönlü etkisi olduğundan bahseden Paslı “Haberin nasıl verildiği ve sonrasında ortaya çıkma süreciyle alakalı. Şöyle bir ipucu verebilir çocuğa, ‘Gizli kalmamalı, açığa çıkmalı’ eğer o da yaşamışsa böyle bir olay ya da tanık olmuşsa bunu açıklayabilir. Çocuk için açıklamanın daha iyi olduğunun ipucu verilebilir. Ancak tersinden şöyle bir algı da oluşturabilir çocukta; ‘Açıkladı da ne oldu, ceza mı aldı istismarcı.’” diye anlattı. Paslı sözlerinin devamında cezasızlığın ve adalete olan inançsızlığın bu noktada devreye girebildiğini vurguladı.

‘İSTİSMAR EN ÇOK EV İÇİNDE VE TANIDIKLARI TARAFINDAN GERÇEKLEŞİYOR’

Sokakta yaşayan çocukların istismara daha çok uğrama ihtimali olup olmadığını sorduğumuz Paslı “ Çocuklar daha çok tanıdıkları tarafından ve ev içinde, kendi yaşadıkları ortamda istismara uğruyorlar. Evet sokakta yaşamak, sokakta yaşayan çocuğun istismara uğrama riskini arttıran bir unsur ancak bu çocukların daha çok istismara uğradığına dair bir veri yok. Aksine ev içinde istismarın yaşandığı olaylara tanıklık ediyoruz” diye belirtti.

İstismarın bazen çocuğun sokakta yaşamasına neden olduğunu ifade eden Paslı “Yani sokakta olmak bazen sonuçtur. Sokak daha korunaksız, bu nedenle risk her zaman vardır. Ancak gördüğümüz vakalar bize istismarın çocuğun evinin içinde, yaşam alanında gerçekleştiğini gösteriyor” dedi.

‘ÇOCUK YETİŞKİNE GÜVENEBİLMELİ’

Paslı son olarak ebeveyin ve yetişkinlere şunlara söyledi; “Çocuklarla ebeveynlerin iletişimi güçlü olmalı. Yani çocuk şunu bilmeli; ben ne yaşarsam yaşayayım, anneme, babama, sonra belki öğretmenime anlatabilirim, beni dinler, dikkate alır, beni yargılamaz, sorgulamaz’ diyebilmeli. Yani çocukla iletişim iyi olmalı hem de iyi bir gözlemci olmalı yetişkinler. Çocukların normal konuşmalarında, davranışlarındaki değişimi görebilmeliler, bunu çocuğu sorgulayarak değil sohbet esnasında eğer o güven sağlanmışsa çocuk anlatır zaten. İletişim çok önemli”

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.