Görün, duyun, bilin diye YAZIYOR!

Besna Tosun – Cumartesi İnsanı

YAZIYOR- Galatasaray’a ilk gittiğimde yüzlerce kayıp fotoğrafını görünce dişlerimi sıka sıka sustum, sonra hıçkıra hıçkıra ağladım. Aradan 23 yıl geçti şimdi avazım çıktığı kadar bağırıyorum; mezarsız ölülerimizden, adalet mücadelemizden ve kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan asla vazgeçmeyeceğiz

Bizler; Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilenlerin anneleri, babaları, eşleri, kardeşleri, evlatları ve insan hakları savunucuları olarak 27 Mayıs 1995’ten bu yana İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biri olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyoruz. 1936- 1980 tarihleri arasında 5 kişi gözaltında kaybedilirken 12 Eylül Askeri Darbesi ile başlayan zorla kaybetmeler, 90’lı yıllara gelindiğinde sistematik bir derin devlet politikasına dönüşmüş ve neredeyse her gün bir kişi evinden, işinden, okulundan, sokaktan, herkesin gözü önünde, gözaltına alındıktan sonra kaybedilmişti.

Kayıplarımızın çoğunun gözaltına alındığına ve en son gözaltındayken görüldüğüne dair görgü tanıkları olmasına rağmen Savcılar “Polis işkence yapmaz. İnsan kaybetmez!” diyerek dosyaları kapatmış, kaybedenleri cezasızlıkla korumuştu. Yakınlarını arayan aileler için hak aramanın bütün yolları kapatılmıştı. Bu nedenle kamuoyu yaratarak gözaltında kaybetme gerçeğini gündemde tutmak, kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini öğrenmek ve yeni gözaltında kayıpların önüne geçmek için her Cumartesi saat 12.00’de Galatasaray’da bir kayıp dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Annelerimiz 90’lı yıllarda da 30 hafta boyunca Galatasaray Meydanı’nda ağır hakaretler ve işkencelere maruz kaldılar. Coplandılar. Saçlarından sürüklenerek gözaltına alındılar. İşkenceyle gözaltına almak polislerin öfkesini dindirmeye yetmiyor, gözaltı aracının içine biber gazi sıkılarak işkenceyi sürdürüyordu. Yoğun baskılara ve işkenceye maruz kalan anneler oturmalarına 1999’da ara vermek zorunda kaldılar ama hakikat ve adalet arayışları farklı alanlarda devam etti.

Vazgeçmediler, susmadılar, unutmadılar 10 yıllık aranın ardından Galatasaray’da büyüyen çocuklarıyla o meydana geri geldiler.

Üç kuşaktır sürdürdüğümüz hakikat ve adalet arayışımız 700. haftadan beri polis şiddeti ile engelleniyor. Anayasal hakkımız olan barışçıl toplanma ve basın açıklaması yapma hakkımız ihlal ediliyor. Galatasaray’a gidişimiz yasaklanıyor ve sokak ortasında polis tarafından işkenceye tabi tutuluyoruz.

Devlet; kaybedilenlerin akıbetlerini açıklama ve faillerini yargılama sorumluluğundan kaçıp yıllardır ellerinde karanfillerle kaybedilen evlatlarının mezarını arayan ve adalet talep eden annelerin karşısına bütün gücünü yığarak onlara fütursuzca saldırıyor. İnsanlığa karşı suç işleyenleri cezasızlıkla ödüllendirip, adalet isteyenleri terörize etmeye çalışıyor.

Toplumun bu yaşananları görmesinin, duymasının ve bilmesinin önüne geçmek için bu saldırılar sırasında çekim yapan basın emekçileri de darp edilerek oradan uzaklaştırılıyor.

Evlerinden, işlerinden, okullarından. sokaktan koskoca bir kalabalığın suskunluğundan, üstelik gözümüzün içine baka baka, alıp götürdüler sevdiklerimizi. Önce katlettiler sonra bedenlerini kaybettiler. Bizleri bilinmezliğe ve sonsuz bir acıya mahkum ettiler. Şimdi çeyrek asırlık bu arayışın, bu sabrın, bu direncin karşısına yasakla baskıyla şiddetle çıkıyor susmamızı unutmamızı ve sevdiklerimizden vazgeçmemizi istiyorlar.

Utanmıyorlar

23 yıldır Hasan’ın faillerinden adil bir yargı önünde hesap sorulması için mücadele eden 82 yaşındaki Emine Anneyi sürükleyerek gözaltına almaya çalışıyorlar

Utanmıyorlar

Tek evladı olan Murat’ı bu ülkenin adaletine güvenerek kendi elleriyle devlete teslim eden ve 23 yıldır mezarını arayan Hanife anneye ‘’şov yapma’’ diyebiliyorlar.

Utanmıyorlar

38 yıldır oğlu Hayrettin için çiçeklerle süsleyeceği bir mezar düşü kuran Elmas anneye mezar yeri gibi gördüğü meydanı bile yasaklıyorlar.

Cemil’i bulma sözü verdikleri ve Cemil’e ulaşamadan aramızdan ayrılan Berfo anneden de, babaları gözlerinin önünde işkenceyle gözaltına alınıp kaybedilen bizlerden de utanmıyorlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar bizler gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz.

Kayıplarımız bulunmadan failleri hakkaniyetle yargılanıp cezalandırılmadan susmayacağız. Galatasaray’da büyüyen çocuklar olarak kanıksayan utanca ortak olmayacağız, annelerimizin hakikat ve adalet mücadelesini sürdüreceğiz.

Gerçekle toplum arasına kurulan duvarı yıkmak için bugün yola çıkan Gazete Yazıyor emekçilerine selam olsun. Güzel günleri birlikte örmek dileğiyle..

Bunları da beğenebilirsin

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.